“Tüketmeden kullanım”
daha çok “ doğal kaynaklar” için geliştirilen bir fikir, yani
onları korumak için oluşturulan bir yöntem.
Ama önce doğal
kaynakları “cansız doğal kaynaklar” ve “canlı doğal kaynaklar”
olarak sınıflayalım. Cansız doğal kaynaklar, canlıların içinde yaşadığı,
hava, su, toprak ve bunların bünyesinde yer alan cansız ürünlerdir.
Canlı doğal kaynaklar
nelerdir? Onu hatırlayalım.
Hava, su ve toprak da
yaşayan biz insanların kullanabildiği tüm canlılar (Hayvan, bitki ve
onların ürünleri-et, süt, yumurta, meyve, nebat, yağlar vb.).
Yani canlılar tarafından
kullanılan, cansız doğal kaynaklar ile insanlar tarafından
kullanılabilir canlılar için “tüketmeden kullanım” şartının
geçerli olduğunu hepimiz bilmeliyiz. “Cansız doğal kaynakların“
kendilerini yenilemesine ve “canlı doğal kaynakların çoğalmasına
izin vermemiz halinde onlardan sonsuza dek yararlanmamızın mümkün olduğu
demektir.
Hem doğal, hem de canlı,
yani üreyen, çoğalan kaynak olduğu halde nasıl tükenir demeyin. Siz o
doğal kaynağı yıllık artış, üreyiş hızından (/ miktarından) daha çok
tüketiyorsanız yani daha çok kullanıyorsanız bu “canlı doğal kaynak”
tükenir. VE bir gün gelir O CANLININ SOYU da tükenir. Birde, o canlının
yaşadığı cansız doğal ortamı kirleterek yaşanamaz hale getiriyorsanız, o
zamanda canlı yaşamı tükenir.
Canlı olmayan doğal
kaynaklar içinde “kendini yenileyemeyen doğal kaynaklar” diğer
bir değişle “ham maddeler” vardır. Bu “kendi kendini
yenileyemeyen doğal kaynakların kullanıldıkça tükeneceği açıktır.
Ama nedense bize bitmez tükenmez gibi gelir. Oysa onların miktarı
sınırlıdır.
İşte “tüketmeden
kullanım” ilkesi bu “cansız doğal kaynaklar” için tamamen
uygulanması gereken bir kural olmalıdır. Bu ham maddeler ikiye ayrılır;
kullanıldığı zaman niteliği değişen ham maddeler ve özelliğini koruyan
ham maddeler. Petrol ve bazı madenler gibi. Niteliği değişen ham
maddeler bir kere kullanıldığında, bir daha aynı amaçla kullanılamaz.
Ancak bazılarının (petrolden elde edilen plastik ürünler gibi..) geri
kazanma yöntemi ile tekrar kullanılması mümkündür. Niteliği değişmeyen
ham maddelerin ise defalarca kullanılması daha kolaydır.
Tüketmeden kullanımın
birinci şartı, sınırlı bu ham maddelerin sınırlı olduğu bilincinden
hareketle, üretilen ürünlerin, tekrar tekrar kullanılması,
kullanılamayacak duruma gelenlerin, “geri kazanma” yöntemi ile “yeniden
değerlendirilmesi” şeklinde olmalıdır. Yeniden değerlendirme,
kullanılan nesnenin çöp olmadan ham madde gibi kullanılarak yeniden
imalata katılmasıdır diye tarif edilebilir.
Tekrar kullanım ve
geriye kazanma ile yeniden kullanım işlemi yaygınlaştıkça ve arttıkça
ham maddelere olan ihtiyaç ve talep azalacaktır. Unutmayalım ki sınırlı
olan bu doğal kaynaklar ÇOCUKLARIMIZA da lazımdır, hatta onların
torunları ve daha sonraki kuşaklar içinde gereklidir.
Tekrar kullanımın
maliyeti yoktur ve en doğru kullanım şeklidir. Geri kazanmanın ise hem
ekonomik hem çevresel açıdan faydalı olduğu gelişmiş ülkeler tarafından
bilinmekte ve yaklaşık 40 yıldan buyana uygulanmaktadır.
Sistematik ve etkin
yöntemlerle kaynakta ayrılmış çöpleri toplama, ayıklama ve değerlendirme
yolu bulunmuştur.
Buna ek olarak
bilinçlenen halkın, onu örgütleyen sivil toplum kuruluşlarının payını da
belirtmek gerekir.
Ülkemizde ise,
genellikle evlerde ve iş yerlerinden karışık çöp olarak çıkan atıklar
önce sokaklarda, sonrada yerel yönetim tarafından götürüldükleri deponi
alanlarında kazanç sağlamak için elverişsiz ve sağlıksız şartlarda
toplanması şeklinde değerlendiriliyor.
ÇÖP
DEYİP ATTIK
İnsanların kullanımına
sunulan nesnelerin atık ve artıkları, kullanım dışı kalan
kısımları, yani işlevleri bitenler ne yapılır?
Artık ondan kurtulmamız
gereklidir.
Evimizde veya
işyerimizde yer işgal etmesin diye derhal oradan uzaklaştırılır.
Hemen bu iş için var
olan adına “çöp kutusu” dediğimiz yere atılır.
Sonra?
Binamızın görevlisi
gelir diğerleri ile birlikte bunları alır, sokaktaki daha büyük bir çöp kutusuna koyar.
Daha sonra?
Bir “çöp kamyonu” gelir,
alır ve götürür..
OHH! Kurtulduk.
Bu çöpleri kim taşır?
Nasıl taşır? Kimin parası ile taşır? Nereye taşır?
Çöpler çoğaldıkça, daha
da çoğaldıkça ne olur? Ne yapılır?
Ya bir gün “çöp kamyonu”
gelmezse, ya iki gün, ya üç gün......,veya hiç gelmezse!
Acaba çöp kamyonu neden
gelmez?
Çünkü çöp dökme alanları
dolmuştur.
Bu durumda ne yapılır?
Yeni çöp dökme
alanlarımı oluşturulur?
Ya kimse yeni çöp dökme
alanına komşu olmak istemez ise!
Hatta yapılanlara
mahkeme kanalı ile durdurma kararı aldırmış ise ve de haklı ise!
Hele birde şehrimizde
olduğu gibi nüfus ve çöpler çok hızlı çoğalıyorsa ne olur?
Çöpler başımıza dert
olur.
Çöp deyip attık ama
görüyorsunuz ki çöp deyip geçemiyoruz. Dağlar gibi yığıldı, yanardağlar
gibi patladı(Ümraniye). Ama hala çöp kamyonlarının dolusu gidiyor, boşu
geliyor.
Örneğin: 60 000 kişilik
bir mahalleden bir haftada 54 kamyon çöp çıkıyor.
Yani 2100 m3,
1 ay sonra 9.000 m3. Ya Kadıköy gibi 28 mahalleli bir ilçenin
çöpü koca bir dağ olmaz mı? Düşünün ki, Fenerbahçe Stadı Tribünlere
kadar 19.800 m2 ve
Tribün’ün en yüksek yeri ise 25 metre olduğuna göre tüm Kadıköy’ün
çöpleri 60 gün gibi kısa bir zamanda Stadyumun tümünü tepeleme
dolduracaktır.
İnanıyoruz ki 39 ilçeden
oluşan İstanbul’un çöp dağlarını kimse düşünmek bile istemez.
O halde ne yapalım?
Çöp dağlarını
küçültelim.
Nasıl?
Çöpleri azaltalım,
evlerimizde ki malzemeleri ve tüketim maddelerini yeniden kullanacak
şekilde seçelim, tüketimi kısalım,
Hatta çöpe atılan
nesnelerin (maddelerin) yeniden değerlendirelim sağlayalım,
GERİ KAZANALIM.
ÇÖP DEYİP GEÇMEYİN
Çöpe attığımız
kağıtların, madeni eşyaların, alüminyum kutuların, şişelerin, organik
atıkların ( Gıda atıkları) artık çöp olmadığını biliyor muydunuz?
- Eğer bunlar çöp
değilse, bizim çöpe attıklarımız ne?
- O çöp dağları nasıl
oluşuyor?
- O bilmem kaç sefer
yapan çöp kamyonları ne taşıyor?
- Bunlar çöp değilse,
çöpe giden sadece plastikler mi?
- Evet, gelişmiş
ülkelerdeki insanlar çöplerini azaltıyor.
Hatta bazı şehirler
çöplerini % 90 azaltıyor.
- Neden? Artık çöplere
yer bulmak çok zor.
- Neden? Çünkü onlar
çöpün ham madde gibi kullanılabileceğini anlamışlar.
- Çözümün çöpü azaltmak
olduğunu onlar çoktan bulmuşlar.
- Yönteme “kaynakta
ayırım”, adına “yeniden değerlendirme-geri kazanma ” demişler.
Şimdi sıra bizde. Şimdi
sıra SİZDE.
Daha az atık oluşturup,
oluşanı da yeniden değerlendirmeliyiz.
DOĞA’DAN GELEN ÇÖZÜM
Doğa’ya bakıyoruz, orada
çöp dağları yok, orada atık ve artıklar yok, çünkü doğa’da atık ve
artıklar yeniden, yeniden işleniyor.
Buna karşılık insanların
doğadan çıkardığı bir ham madde, örneğin alüminyum işlenir, kutu olur,
içine meşrubat konur, meşrubat içilince kutu ne olur? Çöp olur.
Oysa doğanın kendi
kuralına uyulsa, hem işlenmiş ham madde saf dışı edilmeyecek, hem
de yeniden kullanılacaktır. Yani geri kazanılacak, hem de yeni çöp
dağları olmayacaktır.
Bu nedenle diyoruz ki!
HUZURLU VE KALİTELİ BİR
YAŞAM İÇİN, DOĞA İLE UYUM,
DOĞA İLE UYUMLU YAŞAM
İÇİN DOĞA İLE BARIŞ.
DİĞER KAZANÇLAR
Çöpleri toplama, taşıma
ve depolama masraflı ve oldukça kirletici bir iştir.
Bu masrafların tümünü
siz ödüyorsunuz.
Demek ki çöp ne kadar
çoksa, masrafta o kadar çoktur.
“Doğa’nın yeniden
kullanım” kuralı işletilirse çöplere yeni yerler aramayacağız, yeni
çöp dağları da olmayacak. Çöp toplama ve onları uzaklara taşıma masrafı
da olmayacak, daha doğrusu azalacak, sorun böylece çözüm bulacak.
Yeniden kullanım / geri
kazanmanın ev ekonomisi, ülke ekonomisi, doğal kaynakların korunması,
enerji tasarrufu, çevre kirliliğinin azalmasına katkıları ne ölçüdedir
bilir misiniz?
Öncelikle ve özellikle
yeniden değerlendirme / geri kazanma yolu ile işlenmiş ham maddenin
yeniden kullanımı esnasında, aynı ham maddenin doğadan çıkarılarak
kullanılmasından ÇOK DAHA AZ ENERJİ HARCANIR.
Diyelim ki: ithal bir
ham madde gerekiyor veya bunu işlerken kullanılan enerji (örn.: petrol)
ithal ediliyorsa, bu durumda biri veya diğeri yahut her ikisi içinde
dışarı bağımlıyız, hem de paramız dışarı gidiyor. Geri kazanma yöntemi
ile ham madde kullanımının yanı sıra petrol tüketimini azaltırsak ülke
ekonomisine sağladığımız kazancı düşünün.
Bundan 30 yıl önce ham
madde ve petrol kaynakları olmayan bir ülke kullandıklarını “geri
kazanma” için zorlu bir çabaya girişti, önceleri tüm işlenmiş ham
maddelerin
% 15 – 16 sını yeniden
kullanırken dört yıl gibi kısa bir zamanda bunu % 48 – 50 ye çıkarmayı
başardı.
İşte böylesi bir çaba,
böyle büyük bir kazanç ve haklı bir gurur SİZLERİ bekliyor
BAZI KAZANÇLARIMIZDAN
ÖRNEKLER
E n e r j i
Belki de en çok
tükettiğimiz ihtiyaç maddesi kâğıttır. Kâğıdı selülozdan, selülozu
odundan, odunu ağaçtan elde ederiz. Bir ağaç ise 25 – 40 yılda yetişir.
Kâğıt hamuruna atık
kağıt yani çöpe giden kağıt katıldığında % 20 – 50 enerji tasarruf
ederiz.
Demir ve çelikte hurda
malzemenin geri kazanımı ile % 35, camda % 32 enerji tasarrufu mümkün.
Ya alüminyum, bir kere içip attığımız meşrubat kutuları, yiyeceklerimizi
sardığımız folyolar, yani çöpe attığımız alüminyum, onu geri kazanmakla
yapılan enerji tasarrufu inanılmaz bir değer % 94.
Tam rekor değil de ne?
Örneğin: Yeniden
değerlendirilen bir alüminyum meşrubat kutusu Televizyonunuzu üç saat
çalıştıracak elektrik tasarrufu demektir.
Ç e v r e
Bu ham maddeleri işlemek
için kullandığımız enerji kaynaklarına hem para ödüyoruz, hem de bunlar
çevreyi kirletiyor.
Bakınız, çöpteki
nesneleri ham madde gibi kullandığımızda çevre kirliliği ne ölçüde
azalıyor, biliyor musunuz?
Hurda kağıdı ağaç yerine
kullandığınızda, hava kirliliğini % 74 – 94, su kirliliğini
% 35, su kullanımını %
58 azaltıyoruz.
Demir çelik için geri
kazanma metodu uygulandığında, hava kirliliğini % 85, su kirliğini % 76,
su kullanımı % 40 azalıyor.
Ya diğer kazançlarımız.
Kesilmeyen ağaçlar, deşilmeyen topraklar. Öncelikle madencilikten
kaynaklanan çevre kirliliği ve doğa tahribi büyük ölçüde yok oluyor.
Örneğin: bir ton atık kâğıdın kâğıt hamuruna katılması 4 ton odunun yani
12cm. çapında 20 ağacın kesilmesini önlüyor.
DOĞAL SİSTEME
DÖNEBİLECEK ÇÖPLER
Organik atıklar, sebze -
meyve artıkları, besleyici mineraller bakımından zengin artıklar, çöp
olmalı mı?
Oysa bunlar bitki
üretiminde değerlendirilebilir. Organik maddelerin değerlendirilmesi (kompostlanması)
ile adına “yeşil gübre” diyebileceğimiz, oldukça zengin ve
besleyici bir ürün elde edebiliriz.
Ülkemizde bu yöntemle
elde edilen ürün’e halk arasında “çöp gübresi” adı verilmiş.
KAYBOLMAYAN ÇÖPLER
P l a s t i k
Plastik, dünyanın en
kirletici ve en değerli doğal kaynağı, petrol den üretilir.
Çünkü petrol üretiminden
tüketimine kadar her noktada kirleticidir, ama, çağımızda en yaygın
enerji kaynağıdır.
Plastik genellikle
ambalaj malzemesi olarak kullanılır ve çöpe gider. Diğer bir değişle çöp
dağlarının 1/3 ü paketleme malzemesinden kaynaklanır.
Günümüzde geri
kazanılmış plastikten çöp torbasının yanı sıra bahçe çitleri, çiçek
saksıları gibi uzun ömürlü tüketim malzemeleri yapılır.
S t i r o f o r
Stirofor da plastik gibi
petrolden üretilir. Diğer yandan stirofor imalinde hala Ozon tabakasını
zedeleyen bir gaz olan CFC kullanılmaktadır. Bu CFC nin atmosfere
dağılımı yalnızca üretim süresiyle sınırlı kalmaz, köpükler kırılıp
dağıldıkça atmosfere CFC karışır.
Plastikler, sonsuza dek
çöp olarak kalır, yani hiç bir zaman doğa ya geri dönmez.
Bu zorlu ve doğada
kaybolmayan çöpleri oluşturan malzemelerin kullanımının giderek
azaltılması, doğayı kurtaracak en önemli çözüm yollarından birisidir.
TEHLIKELI ATIKLAR
Ev ve iş yerlerindeki
atık veya artıkların bazıları da tehlikeli olabilir.
- Nasıl mı?
Kesici, delici, zehirli,
mikroplu, tutuşabilen, patlayıcı, parlayıcı, yakıcı v.b. olabilir.
Bunlar:
-Artık veya
süresi geçmiş ilaçlar
-
Kullanılmış enjektörler
- Piller
- Mobilya,
ayakkabı cilası
- Boya ve
yağlı boyalar
- Pas
sökücüler
- Ev
temizliğinde kullanılan kimyasallar
- Antifriz,
motor yağı
-
Yapıştırıcılar
- Böcek
ilaçları
- Asbest
- Tırnak
cilası
-
Fotoğrafçılık malzemesi
İşte bu gibi atık ve
artıklar diğer çöpler ile birlikte çöp torbasına konduğunda onlardan
kurtulduk diye düşünürsek, yanılırız.
Bu atıklar suları,
toprağı ve havayı kirletirler. Aynı zamanda halk sağlığı ve doğanın
geleceği açısından da tehdit oluştururlar.
Böylesi tehlikeli
atıkların öncelikle ve özellikle ayrı toplanması gerekmektedir.
BİZ NE YAPABİLİRİZ?
Bugünden önlem
alınmadığı takdirde, çok yakın bir gelecekte başımıza dert olacak,
çözümsüz kalacak çöpleri ne yapabiliriz?
Eğer buna benim de
sorunum diyorsanız, bugünden önlem alarak yarın rahat etmek
istiyorsanız, yani siz de bu sorun karşısında “Biz ne yapabiliriz?”
diyorsanız çağrımıza kulak verin.
Kulak verin ki hem ev
ekonomisine, hem ülke ekonomisine katkıda bulunma imkanı yaratın.
Bütün bunlardan daha
önemlisi geleceğimiz, çocuklarımız ve torunlarımız için yaşanacak bir
dünya bırakın.
O halde BİZ NE
YAPABİLİRİZ?
Kâğıt, karton, plastik
maddeler cam ve metal mademki bunlar yeniden değerlendirilebiliyor
bunları ayrı toplarız.
Yaşamımızı ve diğer
canlıların yaşamını tehdit eden tehlikeli çöpleri bunlara hiç ama hiç
katmayız. Stirofor’u ise hiç kullanmamalıyız.
Kağıt ve kartonlar
düzgün paketlenebilir, kırpıntı kağıtlar ise ayrı toplanabilir. Bu
durumda geri kazanım daha faydalı olacaktır.
Cam kavanoz ve şişelerin
mantar ve plastik kapaklarını çıkarmalıyız ve cam eşyayı su ile
çalkalayıp öyle depolamalıyız.
Aynı işlemi alüminyum ve
diğer metal kutular için de yapabiliriz.
Birkaç cümle ile
özetlenen bu uygulama ile ülkemizin ve geleceğimizin kazançlarını daha
önceki sayfalarda anlatmıştık.
Alışkanlıklarımızı
değiştirerek yapacağınız bu uygulama size başlangıçta zor gelebilir.
ANCAK inanıyorsanız ve istiyorsanız alışkanlığınızı değiştirmek hiç de
zor olmayacaktır.
Bütün bu kazançları
sağlamak için harcayacağınız zaman kazançlar yanında çok basit
kalmaktadır. Üç kişilik bir ailede bütün bu çöp ayırımı / kaynakta
ayırım için harcanan zaman haftada SADECE 15 dakikadır.
Kentimizin ve ülkemizin
geleceğine katkıda bulunacak bu çalışmada sizleri Önder’liğe
davet ediyoruz.
Hazırlayan:
Yüksel ÜSTÜN